Hisse senedi piyasasında yabancı yatırımcıların davranışları her zaman çok dikkat çekici olmuştur. Uzun zamandan bu yana Türk hisse senedi piyasasında var olan yabancılar ne yaptılar? Pozisyonları ne idi? Borsadaki fiyat hareketlerine etkileri nasil oldu?
İMKB’nin kısa tarihçesine şöyle bir göz attığımızda, yabancı yatırımcıların bu piyasada son on yıldır en önemli oyuncular olduğunu görmekteyiz. Özellikle vadeleri 3 ila 5 yıl arasında değişen yabancı büyük fonların, İMKB’ye girişiyle birlikte, yurtiçi yatırımcı da dikkatli bir şekilde yabancıların yaptığı hareketleri takip etmeye başladılar. Yabancı yatırımcılar yılbaşından bu yana ne yaptılar? Alış tarafında mı yoksa satış tarafında mı idiler? Yabancı şirketlerin Türkiye’de kullandıkları takas aracı kurumları Osmanlı Bankası, Citibank ve Chase Manhattan’ın hisse senedi stok durumlarına bakıldığında bu az da olsa anlaşılıyor. Örneğin 2000 Ocak ayı sonu itibari ile işlem hacmi en yüksek 50 hissenin halka açık bölümlerinin yüzde 72’lik kısmı yabancıların elinde bulunuyordu. Yani yukarıda sayılan üç bankanın takas kayıtlarında idi. Ardından yabancı yatırımcıların Türkiye piyasasında poziyonlarını azalttığı tabloda da açıkça görülüyor. Ancak kısa vadeli girişler olmasına rağmen, 2000 yılı boyunca yabancı yatırımcıların Türkiye piyasasından çıktığı görülüyor. Özellikle Temmuz ayında bu oranın yüzde 50’nin altına indiği gözlemleniyor. Asıl dikkat çekici nokta ise, 2000 yılının başından bu yana yabancıların payı ikinci kez Ekim ayında yüzde 47 seviyelerine kadar geriliyor. Buradan anlaşılıyor ki; Ekim ayındaki yükseliş hareketini tamamen yurtiçi yatırımcılar yaptı ve yabancı yatırımcılar bu çıkış trendini satış fırsatı olarak değerlendirdi. Şirket bazında bakıldığında ise; bir çok hissede yabancı yatırımcılar yılbaşındaki oranlarının oldukça altına inmiş durumdalar. Örneğin yılbaşında Koç Holding’in halka açık kısmının yüzde 63’ü yabancı yatırımcıların elinde iken, Ekim ayı sonu itibari ile bu oran yüzde 52 seviyelerine kadar inmiş. Aynı şekilde; yılbaşında Sabancı Holding’in halka açık kısmının yüzde 64’ünü elinde tutan yabancı yatırımcılar, bu oranı Ekim sonu itibari ile yüzde 25 seviyelerine kadar çekmişler. Önceki dönemlerde yabancı yatırımcların uzun vadeli pozisyon aldıkları ve kısa süre içinde pozisyonlarında radikal değişimler yapmadıkları bilinen bir gerçekti. Ancak her an her türlü gelişmenin yaşanabileceği Türkiye gibi bir piyasada yabancı yatırımcılar da esnek olmayı ve hızlı poziyon değiştirmeyi öğrenmiş gibi görünüyorlar. Diğer bir ifade ile yabanci yatırımcılar da biraz bizden oldular. Yukarıdaki tablolar bakış açınıza göre iki şekilde değerlendirilebilir. Birincisi ve olumsuz olan; yabancı yatırımcılar her yükseliş dalgasını satış fırsatı olarak görüyorlar ve Türkiye’ye tam olarak inanmıyorlar. İkincisi ve olumlu olan ise; yabancı yatırımcılar IMF ile sürdürülen programa inanıyorlarsa, yüzde 47’lik payın artması gerekli ve bunun içinde yabancı yatırımcılar alıma gelecek. Biz uzun zamandan bu yana bu programın devam edeceğine ve üç yıllık süreç içinde Türkiye’nin tek haneli enflasyonu yaşayabileceğine duyduğumuz inancı yineliyoruz.
